TÜRK MİLLETİNE DOĞRULAR ÖĞRETİLMELİ

22.02.2022 12:15

TÜRK MİLLETİNE DOĞRULAR ÖĞRETİLMELİ



‘’Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik,Bu Dünya’dan istediğimiz gibi gidemeyiz’’.

Dostlar lütfen bu yazımı okurken,beni bir yerlere oturtup yanlı düşünme,yanlış anlama gibi öteki tarafa koymayınız.Birbirimizi ötekileştirmeden sağlıklıca meseleleri değerlendirmede benim de fikirlerimi okuyup anlayıp değerlendiriniz.

Türkiye ve İnsanımız nereye doğru gidiyor.Bu kötü veya iyi gidişi kimler gerçekleştirdi.İyi olanlar için sebep aranıp kötüleştirmeye gidilmeyeceği için, genellikle kötü yönler görülür ve konuşulur/yazılır.Okuyan yöneticiler de bu kötülükleri ve olumsuzlukları giderir ve topluma huzur barış,mutluluk getirmeye çalışır.Çünkü bu kişiler( atanmışlar veya seçilmişler) bizlere hizmet için görevdeler.

“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.” (Aliya İzzetbegoviç)

Bizleri yönetenler bir günde bir yılda bunu gerçekleştiremez.Bilirsiniz mikrop bir anda bütün ülkeyi saramaz.Yavaş yavaş ilerlerken tedbir alanlar olmazsa o yayılmaya devam eder.Yani yönetenler ilgisiz ise ve görmez ise sonuç kötü olur. Kötülüklerden de en çok sade vatandaşlar etkilenir ve zarar görürler. Zenginler üst taraftaki kaymak tabaka bu zararlılardan neredeyse hiç etkilenmezler. Etrafınızı gören gözlerle incelerseniz sizlerde farkına varabilirsiniz. Ben sadece sizlerle paylaşmak için yazmaya çalışıyorum.Düşünen insanlar için bir ufuk turu yapmak amacım.

Yöneticileri kim seçerse seçsin o seçilmiş yöneticiler hepimize eşit ve aynı anlayış ile hizmet etmek mecburiyetindedirler.Ben onu sevmesem ve seçmesem bile.Çünkü o bütüne hizmet için ortaya çıkmıştır.Oturulan makamlar özel mülkümüz değildir.

Toplum da bir korku salgını var.Bu korku salgını sebebiyle de yöneticileri gerçek manada uyarmak isteyenler de söz söyleyememektedirler.Dostça bile bir uyarıya tepki gösterebilecek acziyet içinde olan yöneticilere kimse söz söyleyemez.İşte bu da yöneticilerin yanlışlarında devam etme anlamı taşır.Eğer demokrasi var deniyor ise herkes saygı çerçevesinde söz ve yazı ile kendini ifade edebilmelidir.Eğer ifade eden başıma bir şey gelir mi diye bir düşünce içende ise o zaman sonuçların hepsi kötü olur.Hani bir söz vardır ya.”Tuz Kokarsa ne olacak”.

’’Dostlarımla beraber olduğum zaman yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz’’.

Atanan ve devlet millet adına iş yapması gerekenlerin de kendi çapında bu konuları düşünüp değerlendirmeleri gerekir.Çünkü evlerine götürdükleri ekmekleri bu milletin her birinin ödediği vergilerle almakta ve yemektedir. Unutulmamalıdır ki yöneticiler kimleri mutlu ediyorsa,en az o kadar insanı da üzüyor olduğunu unutmamalı.İşte yöneticilik ve kul hakkı budur.Geciken adalet,adaletsizliktir.

Bu milletin vergilerinden maaş alıp,lüks hayat sürenlerin de TÜRK Milletinin hiçbir ferdine hakarete varan sözler söylemeye hakkı da yoktur,hukuku da yoktur.Ben bu ve benzeri durumlardaki bütün kişilere hakkımı haram ediyorum. Bu da benim en tabi hakkım.Ben asgari ücretle geçimimi zar zor idame ettirirken,o gibi kişiler de benim bir ayda harcadığımı bir haftada savurup  bana da hakaret edememeliler.

’’Dostlarınıza bir gün düşmanınız olabileceklermiş gibi,düşmanlarınıza ise bir gün dostunuz olabileceklermiş gibi davranın’’.

Hak arama hukuk önünde yapılamıyorsa bunun da sorumluları  yine yönetim kadrosunda oturanlardır.Bu gibi kişiler birkaç kere daha düşünmeliler.Biz kimiz, varlık sebebimiz nedir,kim için bu makamlardayız.Bu sorulara vicdanlı bir cevap bulmadan da kimseye talkım vermemeliler.

Dostlar bu konularda bari duyarlı olup,tutarlı davranmalıyız.Senin adamın, benim adamım anlayışından uzaklaşmalıyız.Belki kula kulluk etmeyerek,İlahi huzura kavuşuruz.Hak hukuk tanır oluruz.Benim tavsiyem Müslüman Türk ruhuyla yaşamayı şiar edinmektir.Sindirilen değerler bir gün coşarsa sel olur her şeyi önüne katar ve yok eder.

‘’Güller,laleler,bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır’’.Nietzsche