Yukarı Çık

Yine Bir Kenef Muhabbeti !

25 Eylül 2017 Pazartesi 20:09:27
232 kez okundu.

Haberi yerel basında okudum. Güney Kore’ nin Suwon vilayetinden gelen üç kişilik bir heyet, kentimize hibe olarak inşa etmek istedikleri bir tuvalet projesi için şehrimize gelmişler. Suwon şehrinden gelen ve Suwon Belediyesi Umumi Tuvalet Ekip Lideri Young-kyu Cha ile Teknik Personel Byung-taek Yoon ve Dünya Tuvaletler Birliği, Uluslar arası İşbirliği Müdürü Sungyeon Nikki Kim’ den oluşan Suwon ekibi, yapmak istedikleri proje ile ilgili olarak Yalova Belediyesi yetkilileri ile görüşmüşler ve şehrimizde bir keşif gezisi yapmışlar, tuvalet yapımının uygun olabileceği alternatif yerleri belirlemişler.

Haberi okuyunca bir an Frenklerin “ Dejavu “ dedikleri olayı, yani “ Ben bu olayı daha önceden yaşadım “ hissine kapıldım. Bir süre sakin bir vaziyette bekleyip zihnimi toparladıktan sonra, “ Hayır dedim; bu bir zihinsel yanılgı değil, kesinlikle ben bu olayı daha önce yaşadım “. Sonra arşivimde yer alan “ Yalova Bölge Gazetesi “ koleksiyonunu geriye doğru taramaya başladım. Kısa bir aramadan sonra sonuca vardım. Evet yanılmamıştım, tam on bir yıl önce yani 2006 yılının Eylül ayında yine Güney Kore’ nin Suwon vilayetinden gelen bir ekip, yine Yalova’ da inşa edilecek bir tuvalet için vilayetimizi ziyarete gelmişler, yine uygun bir tuvalet inşa mahallinin tesbiti için keşif gezisi yapmışlar, dünya standartlarında bir tuvaletin inşasının yanı sıra bizi DTB ( Dünya Tuvaletler Birliği ) ne de üye yapmışlar.

Suwonlu biraderlerimiz, o tarihte Gazipaşa caddesinin TİGEM girişindeki noktasına “Dünya standartlarında” bir tuvalet inşa ettiler. Fakat dünya standartlarında inşa edilen bu tuvalet, sanırım def’i hacette bulunabilecek eş standartta yeterince “göt” bulunmadığı, yani talep düşük olduğu ve maliyeti karşılamadığı ! için, dünya standartlarında bir derece yapabilme şansını bulamadan kapatıldı.

Haberde bu hususta bir açıklık bulunmadığı için, Suwonlu biraderlerimizin, şehrimize yakışır ve cihanşümul bir tuvalet inşaası için şehrimizin hangi noktalarını münasip gördüler bilemiyorum. Fakat o vakitler, yani 2016 yılında TİGEM girişinde inşa edilen tuvalet ile ilgili olarak 13 Eylül 2016 tarihinde yayınlanmış olan yazımı, tarihin garip bir şekilde tekerrürü sonucu, konunun tarafları olarak Suwon temsilcileri ile Yalova Belediyesi temsilcilerinin değişmiş olması dışında yeniden güncellendiğini düşünerek bir kez daha hatırlamada bir sakınca olmadığını düşündüm.

“ Kenefim Var Deryaya Karşı “

Memleketin, parlamentosundan hükümetine kadar resmî, gayr-ı resmî bilumum teşkilatının adeta milli bir seferberlik ilan edip, ille de içeri gireceğiz diye ne idüğü belirsiz küffar icadı AB kapısında telef olduğu günlerde, Yalova Şehremaneti, muhterem şehremininin riyasetinde sessiz sedasız, bir başarıya daha imza attı ve düzenlenen bir protokolle, başkanlığını Güney Koreli Jae Duck Sim’ in yaptığı “Dünya Tuvaletler Birliği (DTB) “ ne üye oldu.

Sakın ola ki, “ Böyle bir birlikte mi varmış “ şeklinde lüzumsuz bir suali ağzınızdan kaçırıp eşe dosta cehaletinizi belli etmeyin; sadece her bir halttan herkesten evvel haberi olan allâme adam havalarında, kafanızı sallayıp “ fevkalâde isabetli bir karar, memlekete, millete hayırlı olsun efenim ! “ deyip geçiverin.

İşte, gerçek idarecinin temel vasfı budur ! O idareci ki, AB, MB gibi olmayacak işler peşinde koşup boşa nefes harcayacağına, böyle memleket hayrına somut ve elle tutulur işler yapar. Yani birlikse bu da birlik. Hem bu daha büyük; Avrupa falan değil, harbiden Dünya Tuvaletler Birliği…

Sonra, bunların AB yosmaları gibi adamı zıvanadan çıkartan kaprisleri de yok. Yok efendim uyum süreci, yok Keçiborlu kriterleri, yok kelaynak soykırımı … Yok böyle oyalamaca kovalamaca. Gelmiş Kore’ den beş tane çekik gözlü sevimli adam; demişler ki fabrika olmadı helâ yapalım. Olsun kardeşim, ha fabrika ha helâ ne fark eder; düzenle protokolü bastır imzayı, yap helâyı bu kadar basit.

Nitekim taraflar arasında imzalanan bu protokol çerçevesinde de örnek olması itibariyle TİGEM’ de çamların altında, denize nâzır, dünyanın en modern helâlarından birisinin yapımına başlanmış bile. Şimdi, “ Yalova’ da başka yer mi yoktu; önümüz kış, o kar kıyamette kim gider oraya, maazallah adamın o soğukta boku bağırsağında donar” türünden zevzekliklerle memleket insanının teşebbüs şevkini kırmanın manası yok. Adamlar zaten harami gibi dalıp talan ettikleri topraklarda trilyonlarca lira zarara yol açıp TİGEM’ in içine etmişler, birazcık da denizin kıyıcığına ediversinler noolcak !

Tabi doğrudan üzerimize vazife olmamakla birlikte, memleket menfaatleriyle yakından alâkalı olan bu meselenin beynelmilel bir hüviyet kazanmış olması hasebiyle bu hususta naçizâne fikirlerimizi ibrâz etmek kaçınılmaz oluyor. Umarız bu fikirler güzide şehrimizin mümtaz idarecileri için de yol gösterici olur. Hassaten altını çizmek lüzum eder ki; malûm ameliye, taşın tepesine çöküp kaba bir şekilde def’i hacette bulunmakla bitmiyor. O işin de bir usûlü adabı var; bunlara hususiyetle dikkat edilmesi gerekiyor.

Mesela, memleket insanının tuvalet kültüründe mevcut bir takım arıza ve noksanlıkların bir an evvel telafi edilmesi gerekiyor. Asya steplerinde at üstünde dolaşırken çalı dibinde def’i hacette bulunduktan sonra taşla taharetlenip, arkasına bakmadan yola devam eden bir ırkın, kendi pisliğini örten kedilerden bile ders alamamış ahfadı olarak, bu konuda ciddi bir eğitime ihtiyacımız olduğu tartışma götürmeyecek kadar açıktır.

Fakat helâ taşının orta yerine bıraktığı muhteşem eserinin ! başkaları tarafından da mutlaka görülmesi gerektiğine ilişkin sanatsal kaygısı nedeniyle sifonu çekmeden helâdan çıkan memleket evlâdını, “atışını” tam helâ taşının deliğine isabet ettirmesi konusunda acemi asker atış eğitiminde olduğu gibi, göz-gez-arpacık-hedef misali klasik metodlarla eğitmek mümkün değildir.

Bu nedenle, Dünya Tuvaletler Birliği (DTB) ne intibak ve iltihak safahatı çerçevesinde memleket insanını, kıçının deliğini, kenefin deliğine denk getirme hususunda modern dünyadaki asrî usullere göre uyarlamak üzere, aynı rot/balans ayarı gibi kıç/balans ayarı yapacak istasyonlar kurulmalı; hatta DTB’ nin varsa bu konuya tahsis edilmiş fonlarını

fondiplemek için bir an evvel bu istasyonların inşası ve bilahire kitabına uygun bir şekilde partidaşlara ihalesi için çalışmalara başlamalıdır.

Sonra, kesinlikle ihmal edilmemesi gereken mühim bir husus daha mevcut. Düşünce, söz ve ifade özgürlüğünün tartışılmaz bir örneği olarak büyük Türk düşünürü ve ozanı “Tosun” un yazı yazma özgürlüğü, bu modern tuvaletlerde de sonuna kadar korunmalı, sanatçının halkımızı aydınlatıcı eserlerini güncelleyebilmesi için, teknolojik gelişmelere uygun olarak dijital ekran konulmalı, üstadın eserler vatandaşlar tarafından an be an takip edilebilmelidir.

Keza, tuvaletlerde müzik yayını yapılması da kararlaştırılmış ki bu da çok isabetli bir karar. Yani, daracık bir mekânda üçe katlanmış bir vaziyette ıkınmaktan boyun damarları fırlamış, burnunun ucundan şıp şıp ter damlayan memleket evlâdının o anki hâlet-i ruhiyesi üzerinde muhayyer saz semaisinin veya nihavend faslının teskin edici tesiri olacağı da tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Mesalâ; “ Hicran-ı elem açtı yine sinede yâre / Bir nigâh et ne olur halime “ gibi !

Yine, kat’iyetle ihmal edilmemesi icap eden bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Şehrimizi böyle beynelmilel vasıfta modern bir helâya kavuşturan muhterem şehreminine bir şükran ifadesi olarak; kendisinin meseleyle ilgili meselâ “ Helâlar, bir milletin medeniyet yolundaki terakkisinin yegâne nişâneleridir “ şeklindeki veciz bir lafının, helânın girişine şöyle büyükçe bir mermer levha üzerine çakılacak pirinç harflerle mutlaka yazılması lüzum eder.

Eder mi ?

Bence eder. “

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.