Yukarı Çık

Ayı..!

19 Mayıs 2020 Salı 11:37:46
499 kez okundu.

Sosyal medya dedikleri ortamda yapılan paylaşımlarda rastladım; muhtemelen sizler de görmüşsünüzdür. Olağanüstü bir görüntüydü ve ben de paylaştım. Yol kenarında ağır ağır yürümekte olan bir ayı, devrilmiş olan bir plastik yol işaret konisini, çenesinin ve ön ayağının yardımı ile düzeltti ve sonra yoluna devam etti. Abartı olacağını hiç düşünmüyorum; bu görüntüdeki ayının yerine bir “ insan “ suretindeki bir başka mahlukatı  koymuş olsaydık ne olurdu ?

Evet ben de sizin gibi düşünüyorum; o “insan” o devrilmiş  işaret konisinin yanından hiç umursamaksızın geçip giderdi. Hatta biraz daha  “eğitilmiş “ olanları zarif bir tekmeyle koniyi birkaç metre ötedeki işlevsiz bir noktaya  öteleyebilirdi.

Fakat ayı öyle yapmadı.

Dedim ya, herif ayı: kendi hayvan doğasına uygun bir şekilde davranıp, “ Bana ne lan sizin işaret koninizden” deyip yoluna devam edeceğine, insânat  âlemine kendince nizâmat verdi.

Nasıl bir eğitim sistemi ise, toplam on iki senelik bir eğitim ve öğretim sürecinin ardından elimizde kalana bakıyoruz; sadece okuma yazma ve  dört işlem becerisi. Yani, en basit yaşamsal gereksinimleri için gerekli olan en basit iki beceri; ki onun yeterliliği bile tartışma götürür.

Gerisi hava cıva.

Bundan ötürü ve dahi ki;  trafik ışıklarında, yeşilin yanması bekleyen sokak köpeklerini gördükten sonra, bu ışıkların anlamını algılama güçlüğü  yaşayan insanımsı canlı türlerini anlamakta artık hiç mi hiç  zorlanmıyorum.

Kurtköy’ de Kapılıçınar denilen tarihi bir çınar ağacı  var. 400 yaşında olduğu söylenen bu çınar ağacının yanı başından bir derecik  akıyor. Çevresinde de piknik alanları ve yürüyüş parkurları var. Hafta sonları  Yalova daki pek çok doğal soluklanma alanı gibi  buraya da gelen bazı insanımsı canlı türleri,  görgüsüz  mangal keyiflerinden sonra bütün insanımsı artıklarını oldukları yere bırakıp, sanki onların pisliklerini başkaları toplamaya mecburmuş gibi çekip gidiyorlar.

Kurtköy muhtarı sonunda haklı olarak patladı. “ Be kardeşim, geliyorsunuz, bu güzel doğadan yararlanıp, piknik yapıp keyfediyorsunuz, iyi güzel de biz yirmi metre öteye sizin çöplerinizi atmanız için çöp kutuları koyduk, çok mu zor elinizdeki poşeti o kutulara atmak ta, güzelim derelerimizi, ormanlarımızı kirletiyorsunuz ? “  diye .

Muhtar çok haklı. Fakat gözden kaçırdığı bir nokta var.

İnsanın eğitimi çok meşâkatli bir süreç.

Hafta sonu piknik keyfi için arabasına atlayıp yirmi kilometre yol kat eden, fakat yiyip içip tıkındıktan sonra çöpünü atmak için yirmi metre ötedeki çöp kutusuna kadar yürümeye üşenen canlı türünü  önce eğitip yol kenarındaki devrilmiş işaret konisini düzeltmeyi akıl edecek bir seviyeye, yani “ Ayılık “ seviyesine getireceksiniz.

Trafik ışığıydı, çöptü, ağaçtı, doğaydı vesaire, onlar sonraki mesele.

GÜLİSTAN       / SA’Dİ

Bir vezirin ahmak bir oğlu vardı. Bunu terbiye etsin belki akıllanır diye bilginlerden birine yolladı. Bilgin bir süre uğraştı ama yararı olmadı. Birisiyle babasına haber gönderdi. “ Bu akıllanmadı, tam tersine beni de deli etti.”

“ Cevherin özünde yetenek varsa / Eğitimin etkisi olur ona / Demir cila ile asla değişmez / Köpek yıkansa da temizlenmez / İsa’ nın  eşeğini götür Mekke’ye / Döndüğü zaman da eşektir yine…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.